Bittin mi sende..



 Eveet, ilk zamanlarda her sabah ekran karşısında bir şeyler yazma isteği vardı.
Geçti.
Sanırım benim bu salgın günlerdeki tek rahatlama yöntemimdi.
Hayatımızı bir çok bakımdan kesintiye uğratan, hayallerimizi kökünden söküp atan, alıştığımız ve rutine bağlanmış bir çok şeyi hasretle anmamıza sebep olan,sakladığımız pek çok korkumuzu depreştiren koronagünleri, artık ruhumuzda ilk günkü etkilerini yaratmıyor.
Alıştık.
Her sabahki yürüyüşlerim sırasında bir cama asılmış iki resim dikkatimi çekti.Bir tanesinde sevimli bir köpek, diğerinde kocaman bir dünya ve üzerinde Covid-19 yazısı. Bu dönemde en çok evlerde çocuklar sıkıldı ve sanırım en çok onlar oyalanmak için artık internet dışında başka şeyler buldular. Tıpkı resimler yapıp camlara asmak gibi, bayramlarda evlerin camlarını süslemek gibi. Gerçi çocukların gürültüleri yüzünden evlerde az tartışmalarda çıkmadı değil.
E bir yanda düşünün 65 yaş üzeri bir komşu.Adamcağız /kadıncağız evden çıkamıyor. Canı sıkkın.Üst katta küçük çocukları evde tutmak için her türlü oyunu deneyen aile. Tabii ki ,gürültü yaptın yapmadın diye çıkan tatlı sert tartışmalar maalesef yaşandı, en azından bizim site de:)Tabii gülünüp geçilecek şeyler gibi geliyor ama belirli yaş gruplarını evde kalmaya zorlamak, onların sağlığı açısından gerekli olsa da bazı sorunlara yol açıyor .İşte en azından apartman tartışmalarına sebep olabiliyor.
**
Bu hafta sonu yani mayıs sonunda ,15 ilde son kez sokağa çıkma kısıtlaması uygulanıyor.Pazartesi yani 1 Haziran itibariyle hemen heryerde normal şartlar altında yaşam başlayacak.Aslında pek tuhaf bir durum bu. Bugün yapılamayan pek çok şey pazartesi itibari ile serbest olacak.  Bir takım kurallar dahilinde tabii. Umarım kurallar olması gerektiği şekilde insanlar tarafınan uygulanabilir, bu hastalığın tamamen yok olmadığı unutulmayıp,insanlar da boşvermişlik duygusuyla hareket etmez.
Sayılar ortada(sağlık bakanlığı verileri aşağıda) Azalma var ama bitmiş gibi de görünmüyor.


Bitenler mi neler;tabii ki bayramları seyranlar,onları bitirdik,geldik . Aylar da pek hızlı aktı,nisan geçti ,mayıs bitti.
Mayıs güllerin en güzel zamanı .Pek kimselere görünemeden açtılar. Yazlıkta annemlerin bahçesindeki güller de dezenfektan çalışmalarından nasibini alıp solmuşlar bir gecede. Oysa çok güzellerdi.Komşuları budamış, azıcık boy vermeye başlamışlar tekrardan. Zaten haziran başında gidecekler, +65 yaşa seyahat yasağı kalkınca ,onlara e-devletten kolayca çıkan, izin belgesi aldık, ilgilenirler yine bahçeleri ile.
Bende size bizim bahçemizin güllerinden bir demet sunayım dedim.
Resimlerini paylaşayım. Pazar gününüz gül gibi güzel geçsin.

Girdisi,çıktısı ile bayramda geldi.


Girin diyorlar giriyoruz,çıkın diyorlar çıkıyoruz.
Neyse ki kurallara uyuyoruz, yani bizim buralar böyle.Özellikle 20 yaş altı genç ve çocukları kutluyorum. Kurallar konusunda sizin oraları bilemeyeceğim ama bizim mahallede çok sayıda genç ve çocuk olur sokaklarda.Şimdiye kadar hiç ortada görünmediler, evlerinde kalmayı bildiler.Bravo.
 Dört günlük sokağa çıkma kısıtlamalarından sonrasına denk gelen pazar yeri saat 9.00 da ana-baba günüydü. Eskiden ekabirdi pazar esnafı da pazar müşterisi de.En azından bizim çarşamba pazarı için. Saat 10'da yeni yeni kurulurdu, şimdi sabah erkenden açılıyor tüm tezgahlar.
Malum sebze meyvenin bollaştığı zamanlar ,önümüzdeki haftasonu yine kapalıyız evlere,alışveriş şart.Gerçi bu sefer market, manav, kasap hatta kuruyemişçiler bile açık ama eksik bitmiyor mutfakta.
Çoluk çocuk sesleri yine güzel geldi, etraf bayram yerine döndü çocuklar sokaklara çıkınca.
🎈🎈🎈🎈🎈
Malum Ramazan bayramı tatilinde sokağa çıkma kısıtlaması uygulanacak.Lakin öncesinde Sağlık Bakanı  müjdeyi yapıştırdı .+65 için seyahat izni çıktı. 🥳🥳🥳 Tabiki annemle babam hemen e-devlet üzerinden kardeşimin katkılarıyla izni çıkardılar. Memleket ve yazlık yolları açıldı nihayet. Yüzbinlerce başvuru olması enteresandı. +65 'in İstanbul'dan biran önce kaçmak istemesi, belki de normaldi,bilemedim.😖
Açıklananlara göre zaten kademe kademe,ekonomiyi ucundan kıyısından etkileyen herşey normale dönecek gibi duruyor.

🌂☔Istanbul iki gündür yine soğudu, bir açıp bir kapıyor havalar. 
Tıpkı bizim ruh halimiz.

Yarın Ramazan Bayramı başlıyor. 
Bu seferde yine böyle değişik bir bayram. Kimseler tatillere gidip,seyahatlara çıkamadığı halde, aile büyükleri çoluk çocuk ziyaretinden bu sefer de sokağa çıkma kısıtlaması nedeniyle mahrum olacak. Kalpler bir olsun.Büyüklerimizde küçüklerimizde sevgi dolu olsun,sağlıklı olsun hepsinden mühim.
Umudumuz ;daha nice güzel,sıhhatli,afiyetli kavuşmalı bayramlara ,günlere erişmek olsun. 
Sevgi dolu güzel bayramlar hepinize. 




yeni ev ,annemin ekmekleri..



Bu aralar etrafı dinleyince ,en çok serçelerin cıvıltıları duyuluyor. Karşı binanın klimalarının arka kısımlarına girip oralara yuvalanıyorlar. Kimbilir neden?Belki ortalarda fazlaca görülüp ,karga ve martılara bulaşmak istemiyorlardır .
Korunaklı geliyordur kabloların makinaların arası.
Sitemizin ustası kıyamadı serçelere,bu karantina günlerinde ,rengarenk kuşevleri hazırlayıp, yuvalandıkları yerlere yakın duvarlara astı.
Bakalım minik serçeler,kablolar arası yuvalarını ,bu yeni kuşevlerine değişecekler mi?
Çünkü bir yere alışıp orayı yuva bildiniz mi,oradan uzaklaşmak zor gelir.
**
Dün 65 yaş üzeri dışarı çıkma günüydü. Hava o kadar bunaltıcıydı ki annemle babam akşam üzeri kullandılar haklarını. Bize de kapıdan uğrayıp sıcak pide ve annemin bu aralar üzerinde büyük çaba ve uğraş verdiği yaş mayalı ekmek getirmişler. (Kaç yaşına gelirsek gelelim evlat oluyoruz ve ana babalar bizleri düşünüyor). Mayayı annem evde kendi yapıyor ve tabi ekmekleri de.Koronalı günlerde kendine uğraş edinip, bu konu ile ilgili bir çok video seyredip en sonunda kendi maya ve ekmeğini yapmaya başladı.
Bu sefer ki karışık unlu idi.
Eline,koluna  sağlık anne,çok başarılı,çok lezzetli olmuş:)




Yaz ce ee ,dedi..

Daha düne kadar ,akşamdan akşamları kaloriferleri bir gıdım yakıyorduk,hırkalar,montlar omuzlarda, kapişonlar baştaydı.
Hoppa bir baktık bir gece de yaz gelmiş. Dışarıya az çıkanlar olarak ,sık sık dışarı çıkanların giydiklerinde hava durumunu takip ediyordum.
Artık ona da gerek kalmadı.Balkon kapısından, açık pencere camından içeri ılık bir yaz havası kokusu buram buram giriyor.
İstanbul'a koronalı günlerde yaz da geldi.
Ekmek yapımıydı, pide pişirmeydi derken,Bayramdı seyrandı falan fişmekan bahar ,görünmeden ,kıyıdan kıyıdan geçti gitti,yaz başı geldi, şimdi  kışlıklar kaldırılacak,yorganlar dolaplara girecek,tatlı serin yaz geceleri başlayacak.

Kırlangıçlar hızlı hızlı uçuşup, serçeler çılgın gibi ötüşürken çarşamba günü neredeyse unuttuğumuz çocuk sesleri ,heryeri cıvıl cıvıl doldurdu. Ne güzelmiş dışarıdan şen şakrak çocuk seslerinin, bağırışmalarının, gülüşmelerinin gelmesi.
Özlemişiz.
Bu gün cuma , çarşamba dışarıya çıkan çocukların bir boy büyükleri dışarı çıkacak.
Aslında bunlar genel kural.
Yine çoluğunu çocuğunu dışarı her zaman çıkaran yok mu? Tabii ki var.
Bizim toplum da /belki her toplumda/ kuralları uygulamaktan pek hazetmeyen/önemsemeyen, sorulduğunda;'Bilmiyordum! 'a
sığınan ,içinden;amaan ne olacak?
diyen bir kesim vardır.
Herkes kendinden mesul. Ama dikkatli yaşamamızın sonuçları yavaş yavaş ortaya çıkıyor, salgın kontrol altına alınıyor.
Ne güzel işte. 
Dikkatli yaşamaya, maske takmaya ,kalabalıklara girmemeye özen gösterelim. Maskeler artık ücretli de satılıyor. Tam benim ücretsiz maskem gelmişti ki maske satışı serbest bırakıldı .
Maskesiz çıkmam asla..




mühim soru; AVM ve kuaföre hemen gidecek miyiz?


Salgın nedeniyle ilk kapatılan yerlerden olan kuaförler ve berberler  11 Mayıs itibari ile açılıyor.
Kadın erkek hemen herkesin yokluğunu en çok hissettiği meslek erbabı olduklarını ispatladı sayın berber ve kuaförler. Evde birbirinin saçını kesen,traş eden, saç boyası yapan insanlar bu habere sevinmişlerdir.
Hatta bizim kuaförün ,açılış haberinden sonraki ilk instagram mesajı
''İlk 3 gün randevularımız doldu''
Oldu.
Kendi açımdan, hemen koşup kuaföre gidecek ilk gruptan asla değilim.Saçım iyice aklansa da ,uzasa da hemen gitmeyi düşünüyorum. Biraz zaman geçmesi lazım benim için.
Sorarsanız tabii ki kuaförler de para kazanmalı artık,ama hemen ilk etapta açılması gerekli yerlerden değil kanımca.
Tıpkı AVM'ler gibi.
Derseniz ki ;ama pazar yerleri gıvıl gıvıl insan kaynayıp, alışveriş marketlerde kaynarken, eh salgın da rakamlar yüreklere su serpiyor, diyorlarsa AVM ve kuaförlerin hatta diğer esnafın ne kabahati var?
O zaman tabii ki onlar da açılsın artık.

Evlatlar da üniversiteler açısından akademik takvimin 15 Haziran'da başlayacak olmasına sevindiler.Ama kafalarında pek çok belirsiz sorun var. Henüz 15 Haziran belli de ne olacağı ,yurtlar, sınavlar,dersler vs. ne olacak belli değil.
Bakalım yine yaşayıp göreceğiz.

Film saati;Cinayet Süsü



Pek ''aile aktivitesi'' yapan ve de alışkın olan bir dörtlü değiliz ama bu aralar en azından film izleme saati yapıyoruz. Tabii çok sık değil. Bu pazar öyle birşeyler yaptık.
Netflix'de ''Cinayet Süsü'' isimli film vardı. Sinemada izleme fırsatımız olmadı diyemeyeceğim , isteğimiz olmamıştı.Tıpkı KaraKomik filmler gibi.
Ama film evimize kadar gelince tabii ki izledik.
Oyuncular en sevdiklerimizden;
Uğur Yücel, Binnur Kaya,Cengiz Bozkurt. Yanlarında Feyyaz Yiğit,Mert Denizmen.
Hiç kötü değil, arada çok güldüğümüz sahneler oldu. Sanki biraz ti ye alınmış bu işler gibi geldi ama sondaki  iç burkan  mesaj ,gerçekten düşündürücü.
Neler oluyor hayatta da görmezden gelip yaşıyoruz,demeden edemedik.

Film bittiğinde site bahçesine arabası ile gelen fırıncının sesi boş mahalle de yankılandı;
''Sıcak Pideeee''
''Sıcak Pideeee''



yine bir itfaiye macerası


(Tabii ki yukarıda resimdeki yer de değil)
Akşam oturduğum yerden görüyorum, Sedef adasının arka taraflarında, Çınarcık semalarında öyle yıldırımlar çakıyor ki ,ürkütüyor insanı. Rengi de sarı.Her zaman yıldırım gümüş rengidir, bu resmen gökyüzünü ,uzaklarda dore renge bürüyor.
Evlerde iftarlar yapılmış, yemek sonrası rehavet çökmüş. Sessiz akşamlarda balkonlardan konuşma sesleri yankılanıyor.
Eve bir koku çöktü.Eşim kokular konusunda çok hassasdır,hemen alır burnu kokuyu;
-Birileri mangal yakıyor balkonda galiba.
-Amaan ne fena ,mangal değil de yanık kokusu gibi.
-Hadi kızım git balkonu kapat ,sanki bizim evde pişiyor gibi koktu.
Evde evlat olması iyi oluyor bazen, hadi şunu yapıver, hadi bunu getiriver:))
Yakında isyanları oynarsa şaşırmamalı, dikkatli davranıp:ölçüyü kaçırmamalıyız. Şimdi ki nesil bizim nesil gibi değil anacım, biz anamızın elulağı gibiydik.Getir,götür,yap et.Şimdikiler haklarını gayet güzel savunuyor.Öyle de olsunlar tabi.
--Aa itfaiye gelmiş annee, ambulans da var.
Haydaaa, bizi yine aldı bir telaş. Apartmanda bir hareket başladı.
Sokak kapısını açtık ki kesif bir koku her yeri sarmış. Güvenlik ara yerlerdeki camları açıyor.
Kapı kapı dolaşıp dairelere bir şey olup olmadığı soruluyor. Bu arada giyinip,kendini bahçeye atanlar ki buna biz de dahil olduk, bir kargaşa.
Dumanın sebebi araştırılıyor.
Tabi sonuç kısa sürede ortaya çıktı ki alt katlardan birinde yanan bir yemek tüm siteyi ayağa kaldırmış.Artık nasıl yandıysa ve evde oldukları halde nasıl duymadılarsa.Büyük konuşmamakta lazım.Tahtaya vur.takk takkk tak.
Herhalde bir kadın için en fena durum.
Hadi yemeği yaktın da komşunun şikayeti ile kapına ,güvenlik,itfaiye, ambulans
dayanırsa ,fena hisseder insan sanırım.
Ben bir daha böyle anısı olan yemeği asla pişirmem mesela.
Bu bizim sitenin itfaiye ile ikinci randevusu.Allah gerçeğinden sakınsın.
Korkusu yetiyor.
Yalnız dışarı çıkan herkes böyle bir durumda bile maskesini takıp ta çıkmıştı,
bu da bizim komşuların duyarlılığı idi,takdire şayandı.
(Varolsun İtfaiye çalışanları)
Not:Resim arşiv,geçen seferden:)