çiçek gibi..

Hayata türlü türlü uyanıyoruz her sabah. Bir gün suratımız asık, ters taraftan kalkmışsak ,diğer gün kollarımızı açıp, uzuun uzun geriniyor, tatlı tatlı gülümsüyoruz..
Bak benim orkideler goncaya durdu, teker teker açıyor her sabah.
Oysa ne zamandır sadece yeşil yaprakları ile bir köşede duruyordu. Çiçeklerini açınca onu getirip salonda baş köşeye cam kenarına yerleştirdim. Güzelliğinden bize de bulaşsın, ne güzel de açıyor ,diye mutlu olalım, dedim.
Kalorifer yanını ,cam kenarını çok seviyor.Hele tül arkasından süzülüp gelen güneş ışığına bayılıyor. Orada durup etrafı izliyor sanki.
Çok fazla çiçeğim yoktur.Pek bakamam onlara ama bazıları benimle kalmakta inat ediyor galiba.Tıpkı bu orkideler ve balkondaki kırmızı hibiskus çiçeğim gibi.O da çok vefalı.Tüm kış soğukta ,balkonda ,inatla bekliyor baharın gelmesini. Yaprakları kapanıyor bazen soğuktan, bazen sarartıyor onları, döküyor.Direniyor ama bahar gelince yine çiçeklere bürünüyor, kırmızı kırmızı birer birer açıyor bir günlük ömürlü çiçeklerini.
Başka ne diyeyim size  sabahın bu er zamanında;
Açan çiçekler gibi renkli, güzel umutlarla dolu olsun aile hayatlarınız..


2020 'ye söylüyorum, nasıl giriş böyle??!!


Sil baştan oynatsak 2020 yılının Ocak ayını.
Bu nedir ya hu!Giriş böyleyse, gelişme ,sonuç nasıl olacak?
Felaket filminin ortasında oturmuş VR gözlük takmış gibiyiz.
Önce dedik, 3.Dünya savaşı mı geliyor? ABD-İran  ortalığı katıp karıştıracak,
biri birinin komutanına suikast yaptı, öbürü ona füze attı, arada bir yolcu uçağı düştü, yüzlerce insan hayatını kaybetti.
Onlar orada didişirken, bizimkiler de Libya'ya gidiyoruz, nidaları yükselmekteydi. Hadi o da biraz yatıştı.Sonra tutturdular bir Kanalİstanbul
çarpışmaları. Her konu olduğu gibi bu konuda hararetli atışmalarla geçerken,
alın size Çin'de hortlayan bir Korona virüsü hastalığı. Bir sürü bilgi ortalığa saçıldı, endişe bulutları etrafı sardı. Zaten aylardır yanan Avusturalya kıtası ormanları bir çok söylentiye neden oluyor, dumanları dünyanın üzerinde dolaşıp duruyordu. Bir de bu korona virüsü çıkmıştı işte.
Sonra biz bunlara bakarken  önce Manisa Akhisar, birkaç gün sonra Elazığ
Sivrice depremleri ardından Marmaris, tekrar Manisa derken memleketimiz
bir deprem fırtınasına yakalanmışcasına sallanıp durdu.(ölenlere Allah'tan rahmet diliyorum, yaralananlara acil şifalar olsun) Çok fazla can ve mal kaybı olmadı ama korku dağları sardı.
 Ocak ayı bir kabus gibi felaket haberleri ile geçti.Deprem,hastalık, yangın ne ararsan var. Ekranlara bakmaya korkuyor insan.
2020 Tokyo Olimpiyat oyunlarına gidecek Kadın Voleybol takımıyla biraz coştuk, sevindirik olduk .Burada bile laf soktular,oyuncular için densizlik ettiler, yine de sevindik, Kadın Voleybol Takımımızı kutladık.
İyi bir şey yok etrafta.
2020 Ocak böyle başladı,oysa herkes en iyi dileklerini evrene mesaj olarak yollamıştı 2019 biterken. Umarım umutlar, dilekler,istekler diğer aylarda gerçekleşir.
Zaman bu ,her zamanki haliyle akıp gidiyor, boşuna günleri suçluyoruz galiba.
Acaba insanlar mı haddini çok aştı ?..
Sonuçta Allah'ın sopası yok ki kafamıza kafamıza vurup kendimize getirsin bizi.
Böyle böyle uyarıyor da biz mi hala anlamıyoruz?
İnsanların sadece kavga/dövüş, hırs, para,şan şöhret,güç,iktidar için herşeyi yaptığı,ahlak,yardım, iyilik,güzellik,merhamet,vicdan ,empati,acıma,aşk,sevgi  kavramlarının içinin boşaltılıp bir ''algı yaratma''dünyası peşinde olduğunu, göremiyoruz, diye mi?
Çok şükür ki güzel Allah'ım bize akıl fikir vermiş. Kullan kullanma.Sen bilirsin. Ama kullananlar tabiki sorgulayacak
Diyecek ki kardeşim biz bu kadar zengin ülkeysek niye en azından 99' dan beri deprem ile ilgili birşeyler yapmadık ya da ne  yaptık?
Ama artık en ufacık bir soru sorana hemen hoop ,dur bakalım, deniliyor.
Evet kadere,kazaya inanırız, Allah yardımcımız olsun, diye dua ederiz.
Ama elimizden gelenin en iyisini, en akıllısını yaptıktan sonra.
İçimiz yangın yeri, ne desek boş gibi şu günlerde.
Dünya güzel değilse, tek başına insan nereye kadar huzurlu, mutludur ki?
Ben biraz kulak kabartınca her ortamda bunu hissediyorum ,ya siz?
Her şey yolunda mı sizce?


pes bana..

Bu kadar ara verilir mi? 2020 yılı başladı ,şunun şurasında 10 gün oldu. Ben evde oturup/mecburiyetten/ 3 diziyi birden seyredip bitirdim. Hatta dördüncü olarak Virgin River'e başladım.Onu da /pek sarmasa da/10. bölüme getirdim. İnternet dizileri böyle herbiri 40-50 dakikalık 8-10 bölümlük sezonlar halinde. Konular da güzelse çekirdek misali çıtlar gibi birakamiyor ,seyredip bitiriyoruz.Bunun sebebi , yerli dizilerimizin yılbaşı tatiline çıkmış, iki hafta kadar ara vermiş olması .Benimde okuyan modum değil ,seyreden modum açık kalmış gibi. Yazmayı da ihmal eder oldum.Ama blogları takip etmeye devam ediyorum.Yorum yazsam da yazmasam da izleniyorsunuz.

Bu üç diziden favorim, yıldızlı beğenim ;
''ANNE WITH AN E'' 1 ve 2.sezonlarını da beğenerek,kah duygulanıp, kah neşelenerek   izlediğim bir diziydi.3.sezonda sevgili Anne artık üniversiteli oldu.Umarım 4. sezonu da çekerler. Sıcacık bir film. Belki bana çocukluğumun Küçük Ev dizisi ve Laura'sını andırmış olabilir. Dolayısıyla sevmiş olabilirim.
Bu yumuşak dizinin içerisine kadın erkek eşitliği, ırklar arası eşitlik, tarikatların baskısı tabii ki aşk ve aile bağları gibi konular gayet güzel yerleştirilmiş.
Tavsiye ediyorum.Kesinlikle izleyin.
ATİYE için şu kadarını söyleyeyim; seyrettiriyor ama öyle pek heyecanı yok.
Yani mesela ;'yeni sezonu olsa da neler olmuş görsek?' ' A! kardeşi Cansu ölmemiş mi?' 'merak içerisinde kaldım,n'oldu acaba'... falan, dedirtmedi.
Devamı olsa da olur olmasa da. Göbeklitepe, Nemrut tanıtımları turizm açısından isabetli olmuş.Görmüş kadar olduk.
MESSİAH da iyi başladı ortalarda fena bunaltıcı oldu, sonda yine iyi bir atraksiyonla devamı gelsin, dedirtti. Dinciliğin,her toplumda,her dinde tarikatlar aracılığıyla nasıl kullanıldığına güzelce parmak basmış.


Bu arada Kitapyurdu'ndan PTTKargo aracılığı ile verdiğim şuncacık iki kitaplık kargo bir ay sonra elime geçti.Yılbaşı hediyesi almış gibi , unutmuştum artık, sevindim.
Yeniyılın gelmesi ile yirmili yılları yaşamaya başladık.  Bu yıl doğanlar, ömürleri varsa, 2080'leri  2090'ları vs. görecekler.
Ne uzak geliyor değil mi?
Ben küçükken, 2000 li yıllarda öyleydi. O kadar öte bir yerlerdeydi ki. Ama gördük bu günleri. 
Şimdi de çocukluk yılları çok çok gerilerde ,hayallerde kaldı işte. 
O zaman neymiş;
An bu anmış.
En güzel zaman, şimdiki zamanmış.
mutlu haftasonları...