aşk uykusu


Dün bir alarm ortamındaydık. ''Dolu Geliyor'' alarmı.Tv de izlediğim ,konuyla alakasız Medya Mahallesinde bile , aman dikkat uyarıları yapıldı.
Geçen dolu yağdığında biz İstanbul'da değildik,felaketi yaşamadık.Ama Allah korkutmasın, nasıl bir afet ise konu komşu , sitenin kapalı garajına arabalarını
çekmek için adeta yalvardı.Keşke yer olsaydı da tüm arabaları kapalı garaja
sokabilseydik. Medyada gördüğümüz o üzeri her türlü malzeme ile örtülü araçlardan ,bizim sokakta da görüldü. Bir panik havası yaratıldı , gri bulutlar
tüm gün gökyüzünde oradan oraya rüzgarlandı.
En azından bizim buralarda korkulan olmadı. Biraz gökgürültüsü, yağmur,
serinleten rüzgarlı bir hava ile geldi geçti. Lakin hava, temmuz ayına koşturan yaz mevsimine inat, ekim kasım gelsin inadı içerisinde sanki.Gökyüzü grisinin bozmamakta direniyor,rüzgarlar serin serin eseceğim , banane babane, diyor.
Evde can sıkıntısından, ne seyretsem diye bakınırken,adını hatırlayamadığım blog komşumda gördüğüm , daha öncede kitabını okuduğum,( daha önceki yazım burada )Aşk Uykusu  filmine takıldım. Kitabı okurken ki ,zihnimde canlandırdığım kadın kahramanım Gökçe Bahadır'a pek benzemiyordu ama Gökçe Bahadır'ı sevdiğim için filmi de beğenerek izledim.
Lakin kitabı mı ,filmi mi? derseniz.
Son , kat'i kararım Aşk Uykusu kitabıdır.
Filmini seyretiyseniz bile, kitabını okuyun derim.

tatlı hayal , acı gerçek


A- gel seninle seneye survıvora katılalım,
B- ?? ... nasıl?
A- survıvor diyorum.Bu kadar egzersiz boşa gitmesin, sabah akşam
bir saat çalışıyoruz ,baya kaslanırız o zamana..
K- Ali bey sol kol yukarı ,evet öyle,aaferin..
B- tabi tabi hah haa haa:))
A- benim yapacağım iki oyun garanti ,mesela hani şu havuzun üzerinde
birbirlerini minderle ittiriyorlarya , ben onu kesin alırım. Bir de şey var
bir kalası ikişer kişi yanlardan terse ittirip,hani boyalı suyu dökmeye çalışıyorlar
işte o da bende..
K- Ali bey konuşurken saymayı unutmayın lütfen ,kaç oldu?
B- Biz bir yataktan kalkalım da Ali bey survıvor sonra..
A- Niye kalkmayacağız ya huu..Ben seneye köye gidip kiraz toplaycam,
hepinize birer sepet hazır yani, ona göre.
B- Nerelisiniz?
A- Çankırı,güzeldir kirazları..
K- Evet Ali bey bugünlük bitti..Sizi alalım şimdi yataktan. Odanıza indirsinler
akşam üzeri yine bekliyor olacağım ona göre iyi dinlenin.

Tekerlekli sandalyeye dikkatlice oturtulan Ali bey, hareket edemeyen ayaklarına
hem nefret, hem sevgiyle bakar gibi geldi yanımdan geçerken. Başka memleketten olduğunu düşündüğüm ,çekik gözlü ,ince yapılı uzunca boylu
yardımcısı genç, sandalyeyi yavaş yavaş iterek asansöre götürdü.Yan odadan duyduğum neşeli ,enerji dolu sesle, yanımdan geçen bitik görünümlü,
şişman, yüzü sarıya dönmüş, kollarına açılmış damar yolları bir bantla kapalı
yorgun adam ,kiraz toplama, survıvorda yarışma hayali kuran,
bu Ali 'miydi, diye düşündüm.Kalın boynunun  taşıyamadığı başı, öne eğikti.
Hayaller ve hayatlar..
Ne tuhaf.
Bazen bedenler başka ,ruhumuz başka başka yaşıyor gibi..

patatesçi geldii



24 Haziran pazar günü yapılacak ülkemiz için çok çok önemli seçim öncesindeki son hafta liderleri dinliyor, bazılarıyla umutlanıyor (''Yine yeniden'') bazılarına ağzımız açık ,şaşkın şaşkın bakakalıyoruz. Fırından buzdolabına, kek çeşitlerinden 15 yıl önce, bizim hiiç hatırlamadığımız hallerimizi dinliyor ,vay be!ne kadar gelişmişiz meğer ,diye hayret hayret bakıyoruz.
Bu arada hayat pahalılığı sinsi , sessiz fakat mutfakları derinden etkileyerek hızla ilerliyor. Gündeme pahalılığı ile bir anda gelip oturan soğan ve patates bunun en iyi göstergesi.


İşte içime doğmuş gibi, geçen yıl , 2017 Nisan ayında ,yani yaklaşık 1 yıl önce bizim pazarda patates soğan sergisini çekmişim, kilosu 1,5 TL ki, biz bunun 1TL nin altında olduğu zamanları çok çok iyi biliriz ..
Soğan hani o bildiğimiz her yemeğin olmazsa olmazı, kuru fasulyenin arkadaşı, çoban salatanın baştacı, balığın yanına bile en çok yakışanı kuru soğan artık dolarla endeksli 6 TL olmuş.Yani biz ki bol soğanlı zeytinyağlı yemeklere  bayılırız, nasıl olacak şimdi.
Alışverişte alırken sormadığımız bir soğan patates kalmıştı;
-Yerli di mi evladım bu? diye
şimdi artık onu da sorucaz anlaşılan..
Patates yazı konusu olur mu demeyin. Gıda konusu çok önemli bu konuda yazılmış Saklı Seçilmişler kitabı ile ilgili yazıma bir göz atın o kitabı herkes okumalı bence.
Yani bu ülkede , bu verimli topraklara, ekip biçilebilecek sınırsız tarım arazilerine, göllere, nehirlere sahip bu topraklarda bir patates ve soğan bile
pahalı diye haber oluyor, dolar kuru ile değerlendiriliyor,6 -7 TL.den konuşuluyorsa ,ben de bunu buraya not olarak koyarım.
Efendim sonra ileriki yıllarda
-..bundan onbeş yıl önce evlerde buzdolabı yoktu ,fırın yoktu  ,o yoktu bu yoktu,
herşeyi biz getirdik ,götürdük...diye konuşanlar olmasın.
Malum gündemde her gün yeni bir şey, her gün başka bir olay.
Biz bu ülkede patatesi soğanı ne zaman bir ziynet değerinde görüp, boynumuza beşi biryerde diye takarak  ironisini yapmaya başlamışız ,yazalım da unutulmasın.
Nereden nereye,
vah halimize arkadaş,vah ki ne vah!...

Bayram bana erken geldi


                                 
Biraz uzak kalıyormuşum gibi geldi. Yazasım var ama şöyle başımı iki elim arasına alıp bir oturup düşünemiyorum ki bu aralar.Dokuz ayın çarşambası bir araya geldi gibi bir şey.
Bu dokuz ayın çarşambası arasında beni mutlu eden şeylerde var, beni çok
dertlendiren şeylerde var, beni yine çok mutlu eden şeylerde var.
Evet ,mutlu eden şeyler ikilendiğine göre ,dertlendiğim şeyi bir köşeye koyarak günlerimi geçiriyorum.

Amma velakin evde tüm kış ,temizlikten temizliğe girilen odalar doluverince,
gönlüme bir huzur geldi ki sormayın gitsin. Tamam ,itiraf ediyorum,
ilk geldikleri bir iki gün çamaşır ve ütü sarıyor  dört bir yanımı,
ama olsun çamaşır dediğin nedir ki yıkanıp kuruyor,yerleşip bitiyor.
Sonra hasretleşip, dertleşip, yiyip içip ,muhabbete devam etme zamanı.
Dörtlüyü tamamladık yine..
Dolayısıyla bayram bana çoktaan geldi.Zaten bu güzel ve bizim aile için özel olan 14 Haziran tarihine ait takvim yaprağındaki mani gibi;

                Sayılı gün tez biter,         Ramazan gelir gider,
                Orucunu tutanlar           Çift katlı bayram eder,
                Olgunu ,hamı gelir,         Cim ile lamı gelir,
                Ramazanın ardından     Şeker Bayramı gelir.

Satırlarımı okuyan güzel gözlere, gönlünce geçirecekleri ,eğlenip,dinlenip,
hasret giderecekleri mutlu bir Şeker Bayramı diliyorum.
Şeker Bayramınız kutlu olsun.

KADIN dizisi sezon finali


Bu sezon baştan sona severek takip ettiğim bir dizi oldu KADIN. Özge Özpirinççi'nin muhteşem oyunu ile canlandırdığı Bahar karakteri, cadı kızkardeş Şirin, dizinin tatlıları Nisan hele hele Doruk, Hatice'nin evlatları arasında paralanması, olmayacak kadar fedakar Enver, Arif'in aşkı ,Ceyda'nın çektikleri,daha neler neler izledik. Her salı KADIN dizisi bizi ekran başına kilitledi.
Sarp hayatta mı falan derken, bir baktık başka hayat kurmuş, iki çocuğu ile
Pırıl pırıl bir ailesi var.
Fox Tv nin sevilen dizisi KADIN, sezon finalini sürprizli bir bölümle sonlandırır ,diye düşünmüştük ki tam bir hayal kırıklığı yaşatan ,sıradan bir sezon finali oldu.
Oyuncuların muhteşem performanslarını kenara ayırarak, böyle mi olmalıydı
diye sormadan geçemiyorum.
Koskoca bir bölüm hastane koridorları ve beyaz gömleklerin dikilip yetiştirilmesi için uğraşan Hatice, Ceyda, Yeliz arasında geçti. Gösterilen dizi fragmanı, zaten
Kadın dizisi sezon finalinin en önemli sahnesi hatta tamamıymış meğer.
Sarp Pırıl ile mutlu, Bahar Arif ile mutlu( ki ben Arif tarafındayım Arifçiyim:), dizi böyle bitsin gibiydi. Geride Nisan ve Doruk var ,onlar ne olacak gerçek babalarını görecekler mi yoksa Arif'i baba mı kabul edecekler sorusu sanırım ikinci sezona kaldı.

Dorukçum ,babasını görüp seslendi, ama devamında Arif ortaya çıkıp ;
-Hadi oğlum gel gidiyoruz , der ,Doruğun elini tutup giderse Sarp hiç bir
şey anlamaz.Sanki öyle de olacak gibi bir izlenim yaratıldı.
Çok güzel bir diziyi uzata uzata heyecanını yok edip, bir sonraki sahneyi
tahmin edilebilir kılmak, o çok güzel diziyi maalesef seyredilir olmaktan
çıkarıyor.
Bir de KADIN dizisinin son sahnesinin ,başka bir dizi ile özdeşleşmiş, 90'ların sevilen dizisi SÜPER BABA nın ''Bana bir masal anlat baba'' şarkısı ile bağlanması da hoş olmadı,bilenlere o diziyi hatırlatmıştır mutlaka..

Tabi yeni sezon için merak ettiğimiz konular var ;
en önemlisi Sarp'ın nasıl hayatta kalıp,Pırılla yollarının nasıl kesiştiği,
Bahar'ın hastalığının iyileşip iyileşmeyeceği gibi.
Mesela ;Enver'i ,Hatice ve Şirin yetişip kurtarabilecek mi?
Çocuklar babalarını görünce de Arif'e yine aynı sevgi ile bağlı kalabilecekler mi?
Selvi Boylum Al Yazmalım gibi mi olacak, ''sevgi emektir'' e bağlanacak mı konu.
Bir seyirci olarak eleştiri babındaki yorumlarımı belki de dizi sezon finaline girdiği için bu kadar çok yapmış olabilirim.
Nisan ile Dorukçumu özleyeceğiz ,yeni bölümleri merakla bekleyeceğiz .