belki pizza yaparsın bugün..

 


*125 gr tereyağ (margarinde olur)
*1 yumurta,
*3 çorba kaşığı kadar yoğurt/ya da aynı miktar süt.
*2,5 su bardağı un,
*yarım çay kaşığı kabartma tozu,
*bir tutam tuz

Üzerindeki malzemeler;
*Bir parça sucuk,
*3-4 çeri domates,(yoksa bir domates)
*Yeşil biber (çarliston, sivri artık hangisi varsa)
*Maydanoz,
*1 yumurta,
*1/2 bardak süt,

--Tereyağ, yumurta, yoğurt/süt,  karıştırılır, kabartma tozu ve tuz ilave edilmiş un katılarak güzelce yoğurulup, elde edilen hamur üzeri örtülerek yarım saat  dinlendirilir.
--Dinlenen hamur  yuvarlak bir kalıba (30 cm lik kadar) yerleştirilir.(hafif unlayarak merdaneyle açarsanız daha kolay ve ince açılır)
Ben kenarlarını da biraz yükselterek tart kalıbında yaptım, sosu pişerken akmasın,diye.
--Sucuklar yuvarlak dilimlenir, domatesler  küp küp,biberler minik doğranır, maydanozlar ince kıyılır ,hamurun üzerine yerleştirilir.
--Yumurta ve yarım bardak süt çırpılıp, malzemelerin üzerine gezdirilir.
--180 derece ısıdaki fırına verilir..
******
Günlerden pazartesi iken ,göz açıp kapayana dek pazar oluveriyor. Ne ara geçti mart ayı derken bakıyorsun nisandan bile kaç gün geçmiş. Havalar da baharı bulamadı henüz. Evde oturmamız, dışarılarda dolaşmamamız için bize yardımcı oluyor belki ,kimbilir. Sağlıklı olduğumuz her güne şükürler..Yazıma güzel bir şarkı ile noktayı koyuyorum. Ben mutfakta müziksiz iş yapamayanlardanım da;
 

Bir film ;KOVAN


Annesinin ağır hasta olduğunu öğrenen Ayşe(Meryem Uzerli) ,Almanya'dan apar topar memleketi  Artvin'e gelir. Maalesef annesi ile iki gün beraber olabilir. Yaşlı kadın ölmeden önce ,geçimin sağladığı ,tek değer verdiği varlık olan arı kovanlarını Ayşe'ye emanet eder.  Arıları Artvin'de yaşayan ablasına değil de Ayşe'ye bırakmasını, ablası(Burcu Salihoğlu) hoş karşılamaz. Paraya ihtiyacı vardır ve Ayşe'nin de Almanya'ya döneceğini düşündüğünden, arı kovanlarını satmayı düşünmektedir. Fakat Ayşe, arılardan çok korktuğu halde,kovanları sahiplenir, annesinin yardımcısı Ahmet (Hakan Karsak) ile birlikte işe koyulur. Başta her şey yolundadır, ta ki dağlarda yaşayan bir bozayı kovanlara dadanana kadar. Bozayı sayesinde orman memuru İlker(Feyyaz Duman) ile karşılaşırlar/karşı karşıya gelirler..

Daha fazla ipucu vermeyeyim. Güzel memleketim Artvin'in yeşilin her tonunu barındıran ,sisli,bulutlu muhteşem dağ manzaraları, kafkas arıları, bozayılar ,biraz aşk ,biraz vefa ,çokça çevre dostluğu üzerine güzel mi güzel bir film. Manzaraları seyretmeye doyamadım. 

Filmin yönetmeni ;Eylem Kaftan. Bu yönetmenin ilk uzun metrajlı filmi imiş.Buna rağmen,film Amerika'da Chelsa Film Festivalinde 6 ödül almış. Meryem Uzerli'ye En İyi Kadın Oyuncu ödülü ,Hakan Karsak'a En iyi Yardımcı Oyuncu ödülü layık görülmüş. Eylem Kaftan ise  En İyi Yönetmen ödülünü almış. Ne güzel..Üstelik filmin sinemada başkaca ödülleri de mevcut. Güzel film, keyifle izleniyor.


 

Havadan sudan ve aşıdan..

 

Bir yanda bahar gelmek için bekliyor ,bekler iken tüm çiçeklerin döküp, yaprağa durdu ağaçlar. Diğer yanda kış, gitmemek için kapı aralığına ayağını koymuş, son soğuklarını üfleyip duruyor. Yağmurunu, rüzgarını salmış ortalığa. 

Biz de bu yağmurda aşı olmaya gittik. Aşı sıramız geldi, ne mutlu bize. Ben beyimden torpilli olarak sıraya karıştım. En yakınımızdaki özel hastanede olduk ki babam da orada olmuştu aşısını. Yine aynı eli tüy gibi hafif hemşire yaptı aşılarımızı. Sanırım ,bir tek aşıcı hemşire var. Aşının ilk başladığı zamanlardaki heyecanlarını, telaşlarını aşmışlar, çok daha sakin bir şekilde davranıp aşıları yapıyorlar. Yeni moda selamlaşma şeklide ''Antikorunuz bol olsun..'' şeklindeymiş aşı olanlar arasında.. Tabi antikorlar ,ancak 2. doz aşıdan sonra oluşuyormuş.

Aşıları olduk olmasına da bizim buralar kırmızı ötesi, site de kimse burnunu dışarı çıkarmıyor, hasta çok etrafta. 

Yine de kapalı olan şehirlerdeki lokanta ve kafeleri de açtılar. Eh haksızlığı bir nebze giderelim diye düşündüler, sanırım. Nasılsa 2 hafta sonra ramazan ve ramazan da tüm yiyecek içecek yerleri kapalı olacakmış. Herkes niyetli olacağına göre, dışarda kim yiyip içecek ,değil mi ama?!

Şu anda uygulanan 'kontrolü olmayan tedbirlerin', sadece' dostlar alışverişte görsün' şeklindeki eski sözümüze uyduğunu düşünüyorum. Herkes başının çaresine baksın, kendi tedbirini kendi alsın, yapacak bir şey yok.Diyorum, noktamı koyuyorum.


İlk Gençlik Yılları

Mart ayında okuduğum, Nobel Ödüllü Yazarlarserisine ait kitap İsviçreli bir yazara ait;
Hermann Hesse (1877-1962) Nobel Edebiyat Ödülünü 1946 yılında almış. Usta yazarlardan. Şimdiye kadar 100 milyondan fazla okura ulaşmış. Sadece Nobel Edebiyat Ödülü değil daha başka pek çok ödülün sahibi şiir, öykü, roman yazmış. Aynı zamanda ressam. Tam anlamıyla üstün yetenekli bir sanatçı. Okuduğum kitabının ismi 
''İlk Gençlik Yılları (Demian)''
Çevirisi;Kamuran Şipal tarafından yapılan kitabın yazıldığı tarih 1919.
Sayfa sayısı; 170

Konusuna gelirsek;
Sinclair, kendi halinde annesi babası ve kardeşleri ile mutlu mesut yaşamakta olan yalnız bir çocuktur. Çocuk olmasına karşın derin düşünceleri vardır. Hayatın iyiler ve kötüler arasında, iki ayrı dünyadan oluştuğu konusunda kafasında filizlenmeye başlayan düşünceleri onu arada bırakmakta , iyi taraftan ,kötü tarafı hissetmekte uzaktan seyretmektedir. Ta ki henüz onlu yaşların başında, arkadaşları arasında kabul görmek uğruna olmadık bir yalan söyleyene kadar. Bu yalan Sinclair'in başını hiç aklına gelmeyecek şekilde bir belaya sokar. Kendinden yaşça büyük bir çocuğun tehditlerine, onu çeşitli kötülüklere bulaştırmasına vesile olur. Tam bu sıkıntılı anlarında ,hayatında yıllar boyu yer edecek olan Demian ile karşılaşır. Demian onu bu tehditkar kişiden kurtaracak ,fakat Sinclair ondan sonra da bu çocuğun yörüngesi altına girecektir. Zamanla büyüyen, genç bir çocuk olan Sinclair gittikçe ailesinin huzur dolu ortamından uzaklaşır , kendi iç dünyasının derinlerine yolculuğa çıkar. Bu ergen dönemlerinin huzursuzluk, kendini arama, ruhsal bunalımlar,ikilemler, gittiği dini okulların etkisi ile de karmaşıklığını gittikçe arttırır. Büyüme yolunda olan Sinclair ,kendine hep bir yol arkadaşı arar, hep tutunacak bir dal peşindedir .Kendinden farklı ,üstün gördüğü kişilerin peşine ve hayaline düşer. Bu, bazı dönemler Demian olur,bazı dönemler kilisede tanıştığı müzisyen Pistorius, bazı dönemler hayalinde yarattığı Beatrice adındaki bir kadın, ona hep önayak olur, yol gösterir..
******
''İlk Gençlik Yılları'' bu seride okuduğum kitaplar içinde ,sevdiklerim arasına giremeyecek bir roman. Kendi okuyuculuğum olarak; bu tip iç dünyaya fazlaca dönük, çok fazla soyut öğeyi, dini unsurlar üzerinden mesajları  barındıran ,yolunu arama üzerine olan romanları, sevemiyorum. Yine de kolay okunup biten bir roman. Zaten çok uzun da değil. Yarım bıraktıracak kadar asla değil:)

****
Ceviri yapan Kamuran Şipal(1926-2019) i anmadan geçmeyelim. Kamuran Şipal  bir öykü ve roman yazarı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatı  mezunu. Almanca'dan Türkçe'ye sayısısız eser çevirisi yapmış. 2010 yılında yazdığı ''Sırrımsın Sırdaşımsın '' ve 1998 yılında yayınlanan ''Demir Köprü'' isimli iki romanı dışında öyküleri de var.'' Sırrımsın Sırdaşımsın'' isimli romanı ile 2011 yılında Orhan Kemal Roman  Ödülü'nü kazanmıştır..