Çarşamba pazarı


Her çarşamba günü kurulan bir semt pazarımız var. Bizim evimizin üç dört sokak yukarısında
kocaman , geniş bir cadde boyunca kuruluyor. Pazarın bir başından girerseniz, hiç öyle
ara yollara, sokaklara sapmadan rahat rahat tek bir yolda bütün pazarı dolaşabilirsiniz. 
En güzel ,en taze ,en bol çeşit balık,sebze, meyve pazarda. Ekonomiyi pazardan takip edebildiğiniz gibi hava durumu bile pazara yansır.Fiyatlar hemen oynar.
Siyaset yansır. Moda yansır. Ev tekstili ,yatak yorgan ,dantel örtü , halı vb. aklınıza gelen
pek çok ürünü pazardan alıp gelirsiniz. Hem açık havada dolaşmak, hem mutfak alışverişi sizi ruhen rahatlatır. Tabii cüzdan fazla boşalmadıysa:) 
En taze ,en renkli ,en bol sebzeleri,meyveleri, en çığırtkan ve muhabbetli pazarcıları ,karşılaşılan tanıdıkları ,eller arkada dolaşan belediye zabıtaları ,arkalarında tıngır tıngır pazar arabalı teyzeleri
amcaları ile semt pazarları kültürümüzün en canlı ve yaşatılan  örneklerindendir.Bazı şeyler değişse de pek çok şey aynı şekilde yıllardır devam eder.Çok eskilerde, ellerinde para cüzdanı kurum kurum pazar tezgahlarını inceleyen hanım teyzelerin arkalarında, kocaman koyu renkli hasır sepetler taşıyan ,genelde cılız hamallar olurdu mesela.Onlar artık yok yada varsa da çok nadir.Evin hanımı pazara çıkar, pazarda dolaşan hamallardan birinin sepetini ağzına kadar doldurup eve kadar taşıtırlardı.Sepet, sebze meyve ile doldukça hamalın beli dayanamaz, yüzü yerde dolaşır dururdu alışveriş boyunca.
Neyse şimdi pazar arabaları var da hamalların beli doğruldu.
Ya o '' ille de al abla ''diye yapışan limoncu çocuklar, '' buzzz gibi soğuuk sudan içeen'' diye tüm gücüyle haykıran veletler.. Onlar yıllardır aynı, yaz kış bir şeyler satmaya çabalar dururlar.
Şimdilerde pazarda ,her mevsim her ürün bulunuyor.Yazın olması gereken salatalık domates her mevsim tezgahta.
Ya da yaz sıcağında, bakıyorsunuz ıspanak dört mevsim olmuş ,satışta.
Tabii ki mevsiminde yenen en lezzetlisi. Herşey zamanında isteniyor.Mesela nisan ayındayız yavaştan erikler, kirazlar kendini gösterecek.
Kavun karpuz çıkacak , etraf şenlenip lezzetlenecek..
Bir varmış bir yokmuş ,benimde hafta ortası bir pazar yazısı yazasım varmış..


Bu kalp patates , benden size:)) sevgilerle...

araba hazır..

 
 
Gelsin binsin içine, artık Assolist nereye çekerse,
 oraya kadar yolumuz
var.
Hadi bakalım..
 
 
 
 

mavi boncuk


Pazar günü çok önemli bir seçim var.
Bu bildiğimiz gibi bir seçim değil.
Herhangi bir partiye belli bir dönem , memleketi yönetsin, hizmet etsin, ülkeyi kalkındırsın falan diye oy atacağımız bir seçim değil.
Bu baya, yurdumuz için bir hayat memat meselesi. Gelecek nesile, çocuklarımıza,
torunlarımıza bu yeni Anayasa değişikliği ile getirilecek 18 madde ile  ne bırakıp , ne bırakmayacağımıza karar vereceğiz.
Karar verenler çoktan verdi tabii de umarım bu karar ,en hayırlısı olur.
Şimdi sanki bir parti ya da başkan seçiyormuş gibi Tv'lerde coştukça coşanlara,
hızlı hızlı ezbere okuyarak, maddelere methiyeler düzenlere ,
öğretilmiş soru dışında soru soran habercileri azarlayanlara
kananlar,
iş işten geçtikten sonra sonra umarım dizlerini dövmezler.




not;Yukarıdaki fotoğrafı bir AVM deki ,eski Türk filmleri orijinal afişleri sergisinden çekmiştim..Şimdi , bu filmin şarkısını kampanyasında kullanan araçlar geziyor yollarda. Ne diyelim , şarkıdaki gibi ''Hayırlısı olur inşallah''.
Hepimiz, tüm insanlarımız ve güzel memleketimiz için.


RECEP İVEDİK

Geçen gün güzel bir AVM de gezerken sinemaya girelim dedik.
Çoğu yabancı ,bir çok film oynuyor.
 Gösterime girdikten ilk 5 gün sonra 2 milyona yakın izleyici ile rekor kırmış Recep İvedik5 filmi,
 3 Salonda birden oynatılıyordu. Rekora katkımız olsun deyip bizde girdik.
Recep İvedik'e ben çok gülüyorum, özellikle bazı sahnelerinde  salonca kahkahadan kırıldık.
Bu film ve bu karakter hakkında gerekli gereksiz pek çok olumsuz yorum yapılıyor ,lakin salon
gayet doluydu, film bittiğinde insanlar yüzleri gülerek salondan ayrıldı.
Recep karakteri tipleme olarak ''iğrenç'' görülebilir ama bu flmi seyredenleri ''tü kaka'' yapmak
neyin nesi, anlaşılır gibi değil.
Üstelik bu tip  yani ''Recep'' tipli insanlar trafikde, caddede, TV lerdeki yarışmalarda,
sokakda, yaşadığımız apartmanlarda yok mu?
Alıcı gözüyle bir bakın , bin beterine rastlarsınız.
Recep İvedik sadece bu tip insanların, komediye dönüşmüş hali .
Etrafımız bu tip örneklerle dolu olduktan sonra Şahan Gökbakar,
Recep İvedik 6 yı da çevirirse şaşmayın.




Cemre demek, bahar geliyor demek..


Galiba kış bitiyor.
Nereden mi anladım..

Çünkü dün ilk cemre yağmurla, rüzgarla kara bulutlarla''Hava'' ya düştü.
Cemre ne ola ki?

Şubatın 20 sinde ilki havaya , sonra 7 şer gün arayla ''su''  ve '' toprak'' a düştüğüne inanılan hava olayı.
Düşmek derken??

Cemre arapça kökenli , ''kor halinde ateş'' manasında olduğundan düştüğü yerleri ısıttığı farz edilip
sıcakların başlayacağının müjdesi kabul ediliyor..
Yani??
Artık gökyüzünün mavi, çimenlerin yeşil, suların sakin olduğu günler geliyor..

vezir parmağı


Osmanlı döneminde köyün erkekleri , gittikleri savaşlardan dönemeyince erkeksiz kalan köy kadınları Sadrazama haber salıp erkek isterler. Konuyla ilgilenen sadrazam ,Müstesna baba adlı hizmetlisini bu işle görevlendirir. Müstesna baba farklı memleketli beş hamalı seçer.Savaşa götürüyorum sizi diye kandırıp , erkeksiz kalan köye düğün dernek kurmaya doğru  yola çıkarlar. Bu arada köydeki kadınlara, Sadrazamdan haber geldiğini duyan Kadı efendi de olaya müdahil olup damat adayı olmaya kalkınca işler karışır.

Mahsun Kırmızgül'ün tüm filmlerini izledim.Özellikle ''Mucize '' çok beğenerek izlediğim bir sinema filmiydi. Vezir Parmağı  piyasaya çıktığından beri aşırı tepki alıyor. Nedenini merakımdan filmi seyredelim bakalım dedim. Sonuçta düşüncem odur ki;

Mahsun kardeş, bu sefer zülfüyare fazlaca dokunmuş.

İstanbul'dan bildiriyorum

 
Hava durumu;
Fena gözükmüyor, en azından kışın en ortası sayılabilecek zamanlar için.Gri bir gökyüzü,
çişeleyen yağmur, soğuk ve rüzgarsız bir hava.
                                                              Yol durumu;
İstanbul'da trafikte olanlara kolaylık diliyorum, artık sadece  kırmızı değil ,bordo renkli yollar
mevcut. Trafikte yol durumunu anlatan spikerler ''Yoğun '' ve ''Akıcı'' tabirlerini kullanırken şimdi
''Ciddi yoğun'' gibi tabirlerle anlatıyorlar,trafikte ''Akıcı''lık tarihe karıştı gibi:(

Ve son dönemlerde hayatımıza giren,( tv'lerde de yayınlansın biliriz en azından);

Elektirik kesinti durumu;
Planlı kesinti adı altında yayınlansa da ne saati tam belli, ne günü, ne gecesi. Pat diye gidiyor elektirik,ne zaman canı isterse pat diye geliyor.Yayınlanan elektirik kesinti listesinde varsanız da kesiliyor yoksanız da kesiliyor.Ayedaş' a telefonla ulaşmak mümkün değil. Neredeyse aylardır Elektirikle ilgili durum budur. Devlet elindeyken hiç mi bakım yapılmamış ki aylardır bir 'Planlı Bakım Onarım'' çalışmasıdır gidiyor.
Dolayısıyla;
 
Evdeki elektirik durumu budur,
Alışveriş listelerine elektirik kesintileri için,uzun yıllardır unuttuğumuz mum, kibrit,ışıldak,fener tekrar ilave edildi.;
 

umursamalıyız bu konuyu..

 Dönüp dolaşıp bize soracaklarsa eğer Anayasa değişikliğini, neye oy vereceğimizi bilmemiz
gerekir. Bu tablo ile açıklanmış herkesin anlayacağı şekilde. .Çocuklarımız ve torunlarımızın
geleceğini belirlemek için iyi düşünüp karar verilmeli.
 
 
 
''Siyasetten anlamıyor ve hoşlanmıyor olabilirsiniz.
Gündemle ilgili yazılar okumak sıkıcı geliyor olabilir. Hiçbir görüşünüz veya en ufak bir hukuki bilginiz olmayabilir.
Devlet memuru olduğunuz için çok istediğiniz halde gelecek kaygısıyla görüşünüzü açıkça paylaşamıyor olabilirsiniz.
Ya da gelecekle ilgili ekonomik kaygı taşımıyor da olabilirsiniz.
Ülkenin genel olarak kötü gidişinden haberiniz olduğu halde bu sizi o kadar da çok etkilemiyor olabilir.
Çünkü siz ailenizle, çocuğunuzla veya havuzlu sitedeki özel güvenlikli süper lüks evinizle, yeni aldığınız arabanızla, verdiğiniz kilolarınız, hep imrenilen trendiniz, düzenli spor yapma alışkanlığınız, kurduğunuz sofralar, okuduğunuz kitaplar, çıktığınız tatiller, gezdiğiniz ülkeler, bağladığınız işler veya kazandığınız paralarla kendi kişisel mutlu alanınızı yaratmış olabilirsiniz.
En kötü ihtimalle yurt dışına çıkma planları yapıyor olabilirsiniz. Bu ülkede yaşamaktan daha iyisini hak ettiğinizi düşünüp, tüm milli değerlerinizi kaybetmiş de olabilirsiniz.
En nihayetinde "Ben mi kurtaracağım bu ülkeyi ya!" diyerek hiç bir şeyi umursamıyor bile olabilirsiniz.
Ama ne olursa olsun, bakış açınız bunlardan birine veya bir kaçına hatta hepsine giriyor olsa bile, bu Anayasa değişikliği çalışmalarına duyarsız ve sessiz kalma gibi bir hakkınız yok.
Görüşmeleri takip etmemek, değişiklik teklifini incelememek
"Aman nasıl olsa geçer meclisten, gider sandığa oyumu kullanırım" demek gibi bir lüksünüz de yok.
Çünkü bu artık bir siyasi parti mücadelesi değildir.
Cumhuriyetin temel ilkelerini var güçle korumak veya şapkadan çıkacak yeni rejime boyun eğme meselesidir.
Teklif edilen değişikliğin kabul edilmesi halinde "Başkan" sıfatını kazanacak şahıs, koca bir ülkenin kaderini tek başına tayin edebilecek ve yasama ile yargının eli kolu bağlanacaktır.
Yargının yürütmeyi denetlemesini ve her zaman bağımsız olmasını sağlayan "Erkler Ayrılığı" ilkesi tarihe gömülecek, bugün baş kaldırdığımız, eleştirdiğimiz ve düzeltmeye çalıştığımız tüm yanlışlar, yasal zemine kavuşmuş olacaktır.
Söz konusu yetkiler, sadece bugünkü Cumhurbaşkanı değil, hiçbir dönem ve hiçbir koşulda hiç kimse tarafından tek başına ele geçirilmemesi gereken yetkilerdir.
Bu meseleyi aşmayı toplum olarak başaramazsak, Cumhuriyetin yıkılmasına ve ardından teokratik, monarşik bir düzenin kurulmasına tanıklık edeceğiz demektir.
Bugün polis yine halkla karşı karşıya getiriliyor. Bugün Yargıçlar Sendikası, Ankara Barosu, Gazeteci dernekleri gibi kurumlar başta olmak üzere ülkenin en önde gelen STK'larının, muhalif milletvekillerinin toplantısı şiddetle dağıtılıp engelleniyor.
Bugün mecliste silahlar gölgesinde Anayasa değişikliği çalışması yapılıyor.
Bugün siz kulaklarınızı kapatıp, kendi mutlu kişisel alanınıza çekilip bu mücadeleye destek vermezseniz, yarın o gölge sizin  kişisel alanınıza ulaştığında başvuracağınız ve sığınacağınız hiç kimseyi bulamayacaksınız...''
 
Sosyal Medyadan Alıntıdır .

Yılların kabahati ne..

💗Yıl biterken bir şeyler yazayım dedim, ı ııhh ,hiç içimden gelmedi.
İstanbul'da ve bazı diğer illerde, yeni yıla  bir kaç  gün kala ,
saatlerce karanlığa mahkum ettiler bizi, herşeyimiz elektriğe bağlı olduğu için kala kaldık. Evler ısınmadı, ocaklar çalışmadı, dondu hayat. Bir saat gelip bir saat giden yada gidip 5-6 saat gelmeyen elektrik, ev aletlerimizi de bozacak diye akla karayı seçtik. Eskilerde
''Işıklar kesildi '' denirdi.Çünkü  hayatımızda sadece ışıktı elektrik. Oysa şimdiki hayatta böyle değil, sadece 'ışık' değil;
Isınma, pişirme,yıkanma, haberleşme, sosyalleşme hatta yazı yazma ..
Aklıma ilk anda gelenler bunlar , hepsi elektrik olmuş.
Gidince  terkedilmiş yavru gibi kalakalıyoruz.
Sebep olarak, daha önce daha fenalarını gördüğümüz fırtına, kar serpintisi gösterildi ki
bizim buralarda damlar dahi kar tutmadı.
Ya da bambaşka sebepler var açıklanamayan, bilemiyoruz.
Neyse yılbaşı günü vardı elektrikler. Yeni yılı neşe ile karşıladık, şükür.
Kendi hayatım normalinde gidiyor ..
Evimizde mutluluk, huzur, sağlık olsun ,soframızda bereket olsun yeter.
Suçluluk duyacak değiliz.Lakin memlekette yok huzur
2016 geçti ,henüz 2017' ye yeni girmişken ,henüz 1-2 saat geçmişken
bir eğlence kulübüne saldırı oldu, bir çok can kaybı, bir çok yaralı.İnanılır gibi değil.
Anlaşılsın ki ister yıl 2016 ister yıl 2017 olsun seneler, günler hiç önemli değil,
kötülük saçmaya karar veren, amaçları belirsiz,savaş isteyen insanlar çoğalmış.
Sanırım empati yaparak içimizi acıtmamızı, korkmamızı, endişe duymamızı isteyen
karanlık insanlara karşı ;
biz yinede umut etmeye, sevmeye, gülmeye yeni günlerden güzel şeyler beklemeye
devam etmeliyiz ,tabiatımız gereği.  İyi ki böyle yaratılmışız...
Çiçekler notlarımı okuyanlar için yeni yıl,ilk hafta , ilk pazartesi hediyesi..
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...