zikzak...

Olay olur olmaz  TV'ler ''SON DAKİKA'' flaşları ile olayı vermeye başlar..
Sosyal medya infial içeren tivitlerle dolup taşar, 
İG karanlık sayfa resimleri ile kaplanır,
acı dört bir yana yayılırken,
hemen yayın yasağı haberleri başlar,
internet hızı düşer,
(Şaşırtıcı olarak bu sefer)
bir günlük yas ilan edilir, TV'lerde programlar yarıda kesilir.
Güvenlik zirveleri toplanır, can kayıpları açıklanmaya
başlar.  Spikerler siyahlar giyer ..
Ertesi gün ;


Osmangazi Köprüsü açılır.
Kenan Sofuoğlu sabah saat 5 de , 400 km hız ile rekor kırarak köprüden
ilk ve en hızlı geçen olur.
Akşam Devlet erkanı açılış yapar, Kenan Sofuoğlu'nun bir kez daha nasıl geçtiğini
canlı canlı izlerler, alkışlarlar, hayret ederler..
Sonra kendileride köprüden geçerler..
Köprünün yaklaşık 120 TL olacağı konuşulan ücretinin Şeker Bayramı süresince
alınmayacağı duyurulur.
İftar yapılır, oruçlar açılır , mutlu güvenli görüntüler içerisinde pozlar verilir..
 
Bir yerlerde ateş düştüğü yeri yakarken,
hayat kaldığı yerden devam eder..
 
 
 


kötüyüz...

Facebook soruyor''iyi misin, güvende olduğunu bildir''

Kardeşim biz artık bu memlekette iyi de değiliz..

Lanet olsun ''Güvende dahi değiliz''

Acı içerisindeyiz..

Mutsuz bir toplumuz.

Her an gencecik ölümlerin haberlerini dinleyerek , yakınlarına sabır diliyor,

başımıza gelmesin diye korkarak dualarla yaşıyoruz...

Çocuklarımız için korkuyoruz..Ölenler için yanıyoruz..

Bak işte bu sabah gökyüzü bile ağlıyor,

griden öte karalar bağlamış İstanbul için...

bir Survıvor'ın sonuna doğru..

Bu sene bizim siteden bir komşu kızının da katıldığını duyunca çok şaşırdık.
Gerçi hiç umduğumuz gibi bir karakter olmadı sevgili komşu kızı.
Destekleyeceğiz demiştik ama bu iş komşu olmakla olmuyormuş, negatif duygularla
seyrettim kendisini.
Bu kadar uzun kaldığı için ''Ç'' ile Yunus Günçe de
favori olabilirdi .Üstelik o'da bizim mahallede oturuyormuş.
Etti mi sana iki Kartallı survivor.

Baştan itibaren favorim Atakan..
Asla ütopik Semih değildi, neyse ki elendi.
Bir erkek gücüyle yarışan Nagihan hiç değil..
''Kıskanıyorsuuun kızıım..''diye diye çemkirmelerini
nasıl gözardı edelim ama.
Bu akşam yarın finalist olan Serkay'ın karşısına çıkacak
olanı belirlemek üzere ,Atakan ve Damla arasında yarıfinal var..
Güzel , sessiz sakin jimnastikçi Damla kazanıp bir kadın olarak
survivor şampiyonu olsa fena olmaz yani.
Yine de favorim Atakan...


oradan nasıl görünüyor peki???

 Karşı taraftan bakınca bizim için böyle bir çerçeve içinde bir tablo misali uzanıyor Adalar..
Adına şarkılar yazmışız  ''Ada Sahillerinde'' diye  ''Biz her gece Heybeli'de'' diye,
''Adalardan bir yar gelir bizlere'' diye...

Issız sessiz sakin sokaklarını fotoğraflamıştım geçtiğimiz baharın son güzel ayında,
ne kadar da huzur dolu idi.

Beli bükülmüş bir ihtiyar gibi köşe başını tutmuş ,tarih kokan kimbilir ne hayatlar , ne aşklar, ne acılar ne sıradanlıklar ya da olağanüstülükler yaşanan bu ahşap ev gibi ne evlerle dolu sokakları.

 
Sadece sakinliği mi? Eğlencesi, plajları, denizi güneşi sanki Marmara'da bambaşka bir kapı
açılmışda siz içine düşmüşsünüz gibi hissettiren yer Adalar..
Bize karşıdan böyle bir güzellik şöleni sunan Adalar bizi nasıl görüyor derseniz;
Tamda böyle taş bir yığın halinde uzanan kocaman bir ''gökdelenli köy''...
Neyse ki mavi deniz mavi gökyüzü bu griliğe bir renk bir güzellik katabiliyor..
Belki bir kaç yıl sonra şu ilerde boş görülen tepeler de betonlarla dolu olacak...

geçtiğimiz hafta sonlarından birinde..

Eski Hal olmuş Haller Gençlik merkezi,harika fikir
 
Eskişehir turu yaptık.
Ben daha önce gidip Yılmaz Büyükerşen'in Eskişehir'e dokunuşlarını görünce
ikinci kere de gidilir deyip bu sefer 1 gece  kalmalı bir tura katıldık.
Eskişehir parkları, bahçeleri, heykelleri, müzeleri, camileri ,Devrim arabası,
İstanbul'dan gelenler için sakinliği ile görülmeye değer bir ilimiz . Tabii ki sakinlik
derken pazar günü otobüs otobüs akın eden yerli turistlerin gezdiği mekanlardan
bahsetmiyorum. Gerçekten özellikle Balmumu müzesinde  ve Porsuk çayındaki
motor gezisindeki kalabalık kuyruklar nedeniyle çoğu bu gezileri yapamadı.
Mesela bu kadar talep olduğu ve tur programlarında dahi yer alan çayda motor gezisi
için koskoca Eskişehir'de 2 motor olması ve motorlardan birinin arızalanması
eksi puan olarak homurdanmalara yol açtı.  Bir kaç tane tekne daha koymak
en azından haftasonları için, çok mu zor ya da maliyetli merak ettim..
Günlerin uzadığı bu yaz günlerinde Sazova park da bulunan
Uzay müzesi ve Sualtı Dünyası saat 5 de gişelerini kapatarak,bu saatten sonra
gelen ziyaretçilerin çoğunu geri gönderdi, tabii ki mutsuz olarak ..
Neyse ki Park adeta bir masal dünyası, çocuklar çimenlerde yuvarlanıyorlardı,
gelinler resimler çektiriyordu, parkın etrafındaki tren  tıkır tıkır dönüp
duruyordu..Sazova parkının  karşısına Es Es lere yakışır kocaman bir
stadyum yapılıyor, görüntü Masal Park'a yakışmış..
Yalnızca o park girişindeki muşambalı arabalı yiyecek satıcıları biraz
basit olmuş, oradan geçip biraz sonra bir masal diyarına gireceğinize
inanasınız gelmiyor..
Yiyecek demişken Balaban köftesi , çiböreği kesinlikle yenilip
gelirken de haşhaşlı ekmek ile  Met helvasıda alınmadan gelinmemeli.
Tabii ki bu gezide hatıralar hayal olacağı için bende kalıcılık adına
resimler çektim ama her yerde paylaşılan yerleri değil de Anadolu
Üniversitesinin katkılarıyla oluşturulan Havacılık Parkı resimlerini paylaşmak
istedim. Ne demiş Ulu Önderimiz; İstikbal Göklerdedir..







Geldi, geldii. Sevgiler benden de sana...

Blog dünyasına girdiğimde ilk dikkatimi çeken şeylerden biri hediye çekilişleri idi.
Kimi blog yıldönümlerinde, kimi yılbaşında, kimi bayram seyranda, kimi bloğunu
tanıtmak ya da takipçi sayısını artırmak için çeşitli çekilişler yapıyordu.
Katıldıklarımın sayısı bir elin parmak sayısından azdır..
Nedeni benim fikrimce sonu gelmeyen , madde madde uzanan, dıdının dıdısını
yerine getirmenizi isteyen şartlar..Bu özellikle yeni açılan bloglarda göze çarpıyor.
Takipçi sayısını artırmak için bir yol.
Tabiidir. Dileyen katılır, benim tercihim ,niyet bir gönül alma ise bu kadar şartlı olmamalı,
düşüncesi ile bu tip çekilişlere katılmamak.

Sevgili  HANDAN  çoktandır buralarda ,yerlisi buraların,
tamı tamına bloğunun 11. yaşını kutluyor.
Hiç bir şart ileri sürmeden bir kutlama çekilişi yapmış. Gerçi bu kadar uzun süredir
emek verdiyse çekiliş için şart bile koşabilirdi:)
Hediyesi bu gün ulaştı..
Yüz yüze tanışmadığımız halde içimizin ısındığı , yazılarını zevkle okuduğumuz
blog komşularımızdan hediye almak çok heyecanlı..

''Kısmet işte ''  talihlilerdenmişim..
hediye de pek uydu..
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...