kuru yufkadan şipşak gözleme

Canan Karatay mutfağından tarifleri okurken ''Sağlıklı Küçük Kaçamaklar''
adı altında bir bölümde gözüme çarpan tam bir hamur tutkunu olduğumdan
Kuru Yufka Böreği oldu.
Bursa'ya gidişimizde sevgili halam köyde kendi hazırladığı kuru yufkalardan
vermişti , onları kullanmaya karar verdim;
*2 adet kuru yufka,
*bir kase peynir, (rendelenmiş kaşar, ekşimik, vb.)
*1 çorba kaşığı çörekotu,
*2 çorba kaşığı eritilmiş tereyağ.
Yufkaları suyun altında bir süre tutup ıslatıyoruz , sonra arasına peynirler,
çörekotu seriyoruz, erittiğimiz tereyağı ile yufkaları yağlıyoruz, altı üstü kızarana
kadar ocakta pişiriyoruz,
Sabah kahvaltı da olsun, akşam üzeri çayla olsun  ,
çok leziz ..

Gününüz aydın olsun,
bu hafta sonu ,iple çektiğimizi söylemeyeceğim , seçimler var,
oy kullanacağız hayırlısıyla...
Bizim evdeki seçme sayısı 2 den 4 e çıktı , ikizler ilk kez oy kullanacaklar,
heyecanlılar..
Umarım memleketim için ''hala'' umutlarla dolu olan yürekler
istediği sonuçları alır...


''MARSLI''

Vizyondan kalkmak üzere artık biz ancak izlemeye gittik..
Bilim kurgu tarzı filmleri sinemada seyretmenin zevki bir başka, hele 3D ise..
Andy Weir tarafından 2011 yılında yazılan bir romandan uyarlanmış ''Marslı''
2Ekim 2015 de vizyona girdi, en tesadüf ki o sıralarda medya yoluyla NASA,
 Mars'ta  su bulunduğuna dair haberlerle bir anda gündeme oturdu. Filme
etkisi olmuştur mutlaka;
 Yoksa kızıl gezegende bırakılan Mark Watney patatesleri nasıl yetiştirirdi;


Matt Damon en son seyrettiğimiz ''INTERSTELLAR'' Yıldızlararası filminde de yine böyle
ıssız bir gezegende kalmıştı ama orada sonu pek de iyi olmamıştı..
Bir başka dikkatimi çelen ,Çin'in yine filmin kıyısından köşesinden içine girmiş olması
eskiden olsa Rusların yardım edeceği NASA 'ya, Çin'in yardım eli uzatması..
Film bende güzel bir iz bıraksa da biz Türklerin yapımı olsa ''yok artık amma da abartmışlar''
dediğimiz bir çok sahne var ama tabii ki;
                                   bu bir perde ve burada hayal oynatıyorlar...
Birde filmde kulaklarımızın pasını silen müzikler vardı
her ne kadar ''Mark Watney'' Marslı grup komutanın bilgisayarından dinlediği
bu müziklerden pek hoşlanmasa da, seyirci olarak biz sevdik;
Mesela uzun süredir dinlemediğim ABBA yı dinlemek hele bir uzay filminde çok hoştu..
Geleceği seyrederken, geçmişe gitmek durumu oldu;


Güzel bir gün diliyorum...

Sabah sabah

Neyse yani kışın bir nebze yaşantı düzenli akıyor , ben de kitaplarıma bloğuma fırsat yaratabiliyorum, sabah 6 da yaşamaya başlayan bir ev olunca..
Önce Buket Uzuner in ''TOPRAK'' kitabını alıp Uyumsuz Defne'yi
ailesini ve anlattıklarını çok beğenince hemen ilk macerası ''SU'' yu da
alıp okumaya başladım.. Öncelik sırası farklı oldu ama olsun.
Türk inanışları, tarih, macera, heyecan, merak ,bilgi , aşk içiçe bir kitap...
Okumasını sevdiğim dünyalar yazdığı için Buket Uzuner'i beğeniyorum..

Bloğum demişken, dememiş miydim, neyse diyorum o zaman;
 Artık hem yaş hem sağlık gereği yediğimiz içtiğimiz önemli zamanlardayız yani ömeri de
katıyorum bu işe..
Biz Canan Karatay hocayı TV de rastgeldiğimizde ekrana kitlenerek
izleyenlerdeniz karı koca.
Her izlediğimde de karar veriyoruz tamam artık ,
ekmek(benim için sorun değil ,ömer için sorun)
makarna(benim için sorun , ömer için değil)
pilav(benim için sorun değil, ömer için sorun)
tatlı(ikimiz için de sorun değil)  hayatımızdan çıkacak  diye,
ancak uygulama kısa süreli oluyor.
Bu sefer kitabını aldım, tariflerini uygulamaya karar verdim..
Basit güzel ev yemekleri var,,
Blogumda artık bu kitaptan uyguladığım tarifleri sık sık göreceksiniz inşallah...
Annemin iki renkli güzel sardunyasıyla gevezeliğime ara veriyorum
sevgiler....

NOT::Bu yazıyı yayınlamayı düşünürken dün akşam haberlerde Prof.Dr. Canan Karatay'ın
gebelikte yapılan şeker yükleme testinin hastalara zarar verebileceği yönündeki açıklamaları
nedeniyle 15 gün süre ile geçici olarak meslekten men edildiği şeklinde bir ceza aldığını
duyunca şaşırdım..
Medya da o kadar çok insan sağlığına zararlı olacak  hatta çocuklarında
kullanıldığı tanıtım, yazı ,reklam yapan var ki Prof.Dr.Canan Karatay a ceza verilmesi
beni şaşırttı. Kendi adıma Canan Hocanın insanların sağlıklı yaşaması, sağlıklı beslenmesi
ile ilgili söylediklerine yazdıklarına canı gönülden katılıyorum..
Aydınlanmaya ihtiyacımız var...


HANGİ DİZİLERİ SEYREDİYORSUN???

Sonbahar gelip akşam saatleri uzamaya başlayınca olumsuzlukları onca yazılıp çizilse de
 TV karşısında geçirilen saatler çoğalıyor,
diziler ,maçlar ,yarışmalar evlerimizin baş konusu olabiliyor.
Valla dizileri eğer oyuncuları ve konusu ilginçse es geçmiyoruz, seyrediyoruz.
Şu ara gösterilen dizilerin özellike 1. bölümleri adeta Türk Filmi tadında , tüm konu
tüm heyecanı  ve oldukça uzun süren bir bölümle zevkle seyre sunuluyor,
hele arada reklamda olmazsa bal dök ye...
Pazar akşamına konulmasına rağmen ''Hatırla Gönül'' favorim oldu,
Gökçe Bahadır a zaten hayranım, ilk Hayat Bilgisi 'nden hatırlıyorum, sonra oynadığı
dizilerin hepsini takip etmişimdir.. Onur Saylak her dizide farklı bir dış görünüş çizip
şaşırtıyor, çok başarılı ,Engin Öztürk yakışıklı sarışın jön ,iyi bir oyuncu..

Konusu dediğim gibi ilk bölümde verilip kim nerede duruyor açıklandığı halde yine de
kendilerini zevkle izletmeyi başardılar, umarım uzun uzun bakış ve havalı ağır yürüme sahneleri,
arada çekilen müzik kliplerine fazlaca yönelip bizi bıktırmadan diziyi devam ettirirler,
emeğe yazık olmasın...

Güzel bir hafta diliyorum, ağzımızın tadı bozulmasın...

beyaz günaydın...

günaydın,
okuduğumuz, dinlediğimiz, gördüğümüz her şeye ,
İstanbul da erken gelen gri bulutlara, yağmura, soğuğa rağmen,
benim balkonumda ısrarla açmaya devem eden begonyalar gibi beyaz bir gün olsun...
Kahvaltı çayları demli , ağzımızın tadı bal olsun...

Domatesli Sucuklu bu kadar diyorum....

sıcak mı sıcak bunaltıcı mı bunaltıcı bir yaz geldi geçti,
İstanbul da yaşayanlar sonbahara hızlı bir geçiş yaptı ki günlerdir yağmur, serin hava, gri bulutlar insanı iyice melankolik yapmaya yetiyor..
Kışlıklar dolaplardan çoktan çıktı sanırım..
Gündüz evde olan biz hanımlar  tv lerde yemek programlarını seyretmeye başladık yine..
En azından ben rastladım mı takılıyorum.. Mesela geçen gün Oktay Usta vardı ki
ekonomik ve yapılabilir tariflerle, konuklarla ekranlarda bence
en eğlenceli yemek programlarından biri olarak sayılabilir,
evde olan malzemelerle tarifini hemen denedim;
Önce iç harcı;
*Çeyrek kangal(evde olan kadar) sucuk ufak ufak doğranmış,
*2 kuru soğan,
*3-4  küp doğranmış sertlerinden domates

2-3 çorba kaşığı zeytinyağla önce soğanlar kavrulur, sonra sucuklar ilave edilir,
en son domatesler iyice helmelenene kadar pişirilir, tuz karabiber, kırmızıbiber ya da
sevdiğiniz baharatlarla tatlandırılır.
Hamuru;
*4 su bardağı un,
*1/2 çay bardağı zeytinyağ,
*1 paket kuru maya( o yaş maya ile yaptı bende yoktu kuru kullandım)
*1 şişe maden suyu
*1 tatlı kaşığı tuz..
Tam bu ölçülerle güzel bir hamur yapılır ve bezelere ayrılır(ben 14 tane çıkardım.)
Yemek tabağı büyüklüğünde 7 şerli gruplar halinde açılan hamurların aralarına eritilmiş
tereyağ sürüp üst üste konulur ve 2 büyük yufka olacak şekilde açılır, bir tanesi yuvarlak
büyük borcamın altına döşenir, üzerine sucuklu iç harcımız konulur,
diğer parçada üzerine kapatılır, dilimlenir, varsa susam serpilir,
10 15 dakika tepside bekletilip,180 derece fırına verilir.
Şimdi tarif tam tamına tuttu ve inanılmaz lezzetli oldu, artık iç harcının güzelliğinden mi,
yapanın marifetinden mi:) bilinmez;
Güzel bir hafta olsun..
Özellikle İstanbul trafiğinde  bunalmış tüm yolculara kolaylıklar diliyorum,
başta kızım olmak üzere...
Sevgiler, ağız tadıyla...





Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...