10 yaşıma

Blog komşularından Umman Aslan (buummansessiz.blogspot.com)diyor ki;

Sihirli bir posta kutunuz var ve siz 10 yaşındaki halinize bir mektup yolladınız.Ne önerirdiniz ,hangi uyarılarda bulunurdunuz acaba?


Sevgili 10 yaşım,
Önce kutlamak isterim ki  tek çocuk olmaktan kurtuldun.10 yaşına bastın ve bir   kardeşin oldu. Evet yaş farkınız çok yani pek abla kardeş yakınlığı yaşamayacaksın, onun için heveslenme. Yıne de abla olmak güzel. İlgi senin üzerinden azcık uzaklaşacak. Papuç damda yani:) Önceleri bir kızkardeş özlemin olacak ,ne yazık. Ama büyüdükçe göreceksin ki kızkardeşler de çok anlaşılır ve sıcak ilişkiler içinde olmuyor. Onun için sızlanmayı keseceksin. Sana şöyle bakıyorum da çok küçüksün. Sessiz sakin,içine kapanık duruyorsun, ama yaramazlıkların başına iş açabilir. Apartmanın arkasındaki inşaat tahtalarına çıkma. Bir de akşamları parkta salıncaklara dikkat et.Haldır haldır koşma önünü arkana bakmadan. Köyde hayvanlardan korkup merdivenlerden koşarak çıkma. Yoksa yüzüne, gözüne dikişleri yaptırır, iğneleri olursun.Yiyeceğin azarlar da cabası.Gerçi 10 yaş bu ,ne desen laftan anlamaz.Bildiğine giden bir yaş. Ağlak, inatçı.İlkokul 4.sınıf. Bir de nesil farkını koy,öyle ya, senin 10 yaşınla 2019 model 10 yaşlar arasında fersah fersah fark var.Şimdikiler büyümüşte küçülmüş gibi.Karşında çocuk mu ,büyük mü anlaşılmıyor.Oysa sen ve arkadaşların sokak aralarında saklambaç,yakartop,istop,sek-sek,lastik  vs.adı aklıma gelmeyen bir sürü oyun oynayan,küsen,barışan ,koşturan şen şakrak çocuklarsınız. Oyuncaklar,yeni giysiler sizi mutlu ediyor. Annenizin ekmeğe sürdüğü loru/salçayı ya da yağı sokakta kaldırım taşlarına oturup afiyetle yiyorsunuz.

Şimdi 40 yıl sonrasından gelen bu mektup, sana ne ifade eder,çözemedim. Hayalperest olduğun ,kitapları tekrar tekrar okuduğun için belki hikaye gibi gelir.Belki de kağıttan bir kayık yapar ,sokakta oluklardan akan yağmur sularına bırakırsın gider.
Bırak gitsin,
zaten hayatın çalkantılı biraz.Dalgalı.Bir kere hiç memnun olmadığın ,şu okul değiştirmelerin devam edecek.Ta ki üniversiteyi kazanıp İstanbul'a memleketine dönene kadar.Yerleşik hayata ondan sonra geçeceksin ,merak etme.Ama çok sevdiğin  arkadaşınlarınla, bir daha görüşme imkanı bulamayacaksın.
Olsun ,yeni arkadaşlıklar var, aşklar var. Var var, güzel şeyler var. Okumayı çok sevdiğin, çalışkan bir öğrenci olduğun halde nedense iş hayatı sana hiç cazip gelmeyecek.Kariyer yapmak ,çok zengin olmak falan zerre umurunda olmayacak.
Bunun pişmanlığını bile yaşamayacaksın. Belki istediğin bir bölümde okuyup, sevdiğin bir iş yapma olanağı bulamadığındandır, kimbilir. Çoğu genç maalesef bir sınavla hayatının gidişatını belirliyor. Neyi istediği ,ne olmak istediği umursanmıyor bile. Şunu söyleyeyim yani, dünyanın dini imanı para olan dönemler yaşayacaksın. Eğitim, sağlık,hatta yollar ,köprüler bile parayla olacak.Nefes alsan para vereceğin günler gelecek neredeyse.Para önemli  kıymetini bil,tasarrufunu yap.
Ama mutluluk ve huzur ,her şeyden önemli. Özgürlüğünden sakın vazgeçme.Sev ama özgür kal.Hep dinlediğin duygularının yanına azıcık mantığını katmayı ihmal etme çocum.
Eveet mektubumu daha da uzatmayayım.
Senin uzun yolun var.
Yanaklarından öpüyor, şu anki yaşımdan genç olan evdeki anne ve babama da
sevgilerimi iletiyorum..


  (Biraz geç oldu Ummancım ,sevgiler sanada)

gel pisi pisi gel..

Hava şahane, 2019 kasım ayı pastırma yazı, unutulmayacak güzellikte sıcak,mavi,güneşli havalarla geçiyor. Tabii ki her anını açık havalarda değerlendirmeye çalışıyoruz. Sahil harika bu günlerde. Müdavimi olduğumuz yerler var.Mesela yukarıda resmi görülen yer. Ama manzara değil dikkatimi çeken ,bu kedicik :)
Buraların,bu sahilin kedileri bol.Rahat rahat dolaşırlar.Hepsi besili.Masada tabağınızı gördükleri anda yanınızda bitiyorlar. Herkes bir şeyler veriyor. Yarasın pisilere.
Ama bir tesiste şu manzara olmamalı ,diye düşünüyorum. Self servis ,herkes arzu ettiği yiyeceği ,içeceği alıp masasını seçip oturuyor. Yiyip içtikten sonra masaları toplayan olmayınca ,müşerilerin tepsileri bırakabileceği bulaşık toplama arabası falan da olmayınca,iş kedilere düşüyor. Yiyen kalkıp gidiyor,kediler hoop, zıplıyor masaya ,toparlıyor kalanları. 
Olmadı İBB Sosyal Tesisler.
Azıcık daha temiz, azıcık daha bakım lütfen.Demir sandalyeler zaten mabada gerekli eziyeti ediyor,takır takır oturulmuyor.Beyaz boyaları dökülmüş artık.Masa üstündeki camlar ,çoktan kalktı üzerlerinden. Sandalyelere konulan minderler leke içinde,yağ mıdır, kedi suyu mudur ,artık neyse, oturulacak hali yok.Ucuna ilişirsiniz ancak.
Memlekette işsiz çok, ama bakınca çalışan eleman da yok?
Nasıl olacak bu işler güçler..
bilemedim.Kedi kardeş ,sen yemene bak.
ben öyle söylenmeye geldim bu gün.

Recep İvedik 6

Recep İvedik, bir gün boş boş evinde otururken bir davetiye alır.Konya'da kuru fasulye festivali yapılmaktadır.Recep tabii ki böyle bir fırsatı kaçırmak istemez ve kankası  Nurullah'a giderek olayı anlatır,kendisiyle beraber gelmesini ister. Nurullah'ın turizmci yeğeni, bir takım yanlış anlaşmalar sonucu Recep ile Nurullah'ı Konya yerine Kenya uçağına bindirince, olanlar olur. Recep ile Nurullah ,Afrika'nın vahşi doğasında bulurlar kendilerini. Bir de birlikte gittikleri turdan ayrılıp,ormanda kaybolunca ,işler sarpa sarar..

Recep İvedik  filmlerinin hepsini izledim. Şahan Gökbakar ,evet tabiri caizse  ''pis''  espriler döndürüyor. İnsanın kimsenin yanında yapmaya cesaret etmediği, toplumda ''aa ne ayıp'' diye karşılanan hareketlerle ,farklı isimlerle adlandırıp,kibarlıkla kamufle ettiğimiz eylemleri ,adlı adınca kullanarak  mizah yapıyor, espriler oluşturuyor,güncel ve sosyal konularla harmanlayıp filmlerini ortaya koyuyor. 
Sonuçta Şahan Gökbakar, kardeşi Togan Gökbakar ile birlikte ,rekor sayılacak sayıda izleyiciye ulaşarak popüler bir film karakteri yarattı  ve gişe rekorları kıran bir film serisi ortaya koymayı başardılar. Bu kesinlikle bir başarı.
Milyonlarca hayranı var,tabii ki beğenmeyeni,eleştiri yağmuruna tutanı da var. Ben gülerek izleyenlerdenim.Eğlenmek için izlediğim filmlerden.Serinin 5.si çok komik,konusu ilginçti. Baya kahkaha attırmıştı.O hevesle gittim amma velakin;
Recep İvedik 6.film için söyleyebileceğim;bu sefer olmamış. Recep karakteri , o kadar fazla  konuşturulmuş ki.Konu da pek vasat olmuş.Beklentimiz yüksekmiş galiba.Beni olumsuz etkileyen bir diğer şey de şu oldu;
Film platosu olarak Karacabey seçilmiş. Hatta kendisinin anlattığı üzere Karacabey, filmdeki siyahi oyuncularla Harlem'e dönmüşmüş. İşte ben bu Karacabey'de çekilmiş olayını duyduktan sonra, filmi Afrika'daymış gibi izleyemedim.. Keşke bu çekim yerini biraz daha gizemli tutaymış.  
Bizim izlediğimiz sinemada 4 salonda oynuyordu.Hemen hemen her saatte bir film seansı vardı. Salonda 10 kişi seyrettik.Biz özellikle tenha satlerde izliyoruz filmleri.Sanırım hafta sonları daha kalabalık izleyicisi oluyordur.
Bilet fiyatları:22 TL
Kafa dağıtmak isteyenler için ,yine de seyredilebilir.

Güzel, komik, eğlenceli bir hafta olsun hepimize.
Kahkahalar dolsun taşsın hayatlarımızda..
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...