güneşli mi güneşli Ekim..

Havalar o kadar güzel gidiyor ki hemen her gün dışarlardayız.
İşler evde beni beklesin, ben dışarlarda.
Bugün Fenerbahçe taraflarına gidelim dedik.
Kartal'dan Fenerbahçe'ye tam 1 saat 20 dakikada gittik.
Sahil yolu Bostancı'dan sonra felaket yoğun.
 Her taraf dönüşüm adı altında yıkılıp yeniden inşaa edilen binalarla dolu.Cadde o eski cadde
havasından çoktan uzaklaşmış. Sarı damperli hafriyat kamyonları, çimento kamyonları Bağdat caddesinde  piyasaya çıkmış gibi salınıyor.   Yeniden eski şaşalı zamanlarına dönmesi zor görünüyor Bağdat Caddesinin.
Neyse sonunda ulaştık gideceğimiz yere.
Ağaçlık, yeşillik mis gibi yosun kokulu deniz havası.

Günün en tatlısı ise;
sona sakladım,
biri benim ikisi onun..
Hafta sonunuz güzellikle geçsin..

Müftüler

'Nikahımızı da kıysınlar mı?
Müftü ;Diyanet İşleri Bakanlığına bağlı ,toplumu İslam dini ile ilgili aydınlatan, din hizmetlerini yürüten ,denetleyen bir görevlidir.
İl ve ilçe müftüleri  din ile ilgili işleri düzenlerler. Dini kurumları denetlerler ,din görevlilerinin görevlerini tanzim ederler.
Yani işleri ,''din'' ile ilgilidir.

Nikah, iki kişi arasında medeni kanuna göre,bir devlet memuru aracılığı ile  yapılan  akittir.
Belediyelerde bu iş için ayrılmış devlet memurları zaten vardır, nikahı onlar kıyar.
Köylerde ,ihtiyar heyetine bildirilen nikahı muhtarlar kıyabilir.
Yurtdışında ,Türk vatandaşlarına ,konsolosluklarda resmi nikah sözleşmesi yapılabilir.
Evlilik kararı olan kişilerin karşılıklı haklarının kurallara bağlanması, iki taraf için de iyi bir şeydir.

Dini nikah ise resmi nikah yapıldıktan sonra, geleneksel olarak aile arasında gerçekleştirilen
İslami bir nikahdır.
Dini nikahın ,resmi nikah olarak da geçecek şekilde değiştirilmesinin ,ne gibi bir zorunluğu var
ben anlayamadım.
Evlenecek olanlara bir tercih sunuluyormuş gibi gösterilse de böyle bir tercih birden nasıl
ortaya çıktı ki..
Nikah memuru mu yetersiz?Belediyeler evlenenlere yetişemiyor mu?
Yoksa İmam Hatip mezunları çoğaldıkça onlara iş mi lazım?
Devletin Laiklik ilkesi mi gözardı ediliyor?
Seçimler yaklaştı , yine dine sarılalım mı ,deniliyor?
Papazlar kıyıyor da imamlar niye kıymasın, bu nasıl bir kıyas şekli?
Yurtdışında kilisede kıyılıyor bizde de camii de mi nikah kıyılacak?
Ayrı iki din kıyaslanabilir mi?
En son merak ettiğim;

Girilecek sınavlardan, doğacak çocuk sayısına, yayınlanan TV programlarına,
çıkacak her kanuna, yapılacak her zamma , seçilen kişilerin istifa ettirilmesine,
daha da aklınıza ne gelirse her bir şeye bir kişi mi karar verir oldu?

Bunlar naçizane fikirlerim. Bir kaç gün Tv programlarında tartışıldı.Torbaya atılanlar
arasında olan yasa Meclisten geçti. CHP de Muhtarlar için aynı öneriyi vermiş.
Eh o da olsun.

Artık düğün dernek işlerine girildi mi düşünülecek bir konumuz
daha oldu;
-Nikahı nerede kıydıracaksınız?
-Kız tarafı müftü kıysın diyor valla biz belediye memur olsun dediydik ama
bakalım !
Herşeyin hayırlısı...

Öyle değil mi?






Kuşbakışı İstanbul..

Beş yıl öncesi,
2012 yılında fotoğrafladığım İstanbul.
Safir(Sapphire) adındaki gökdelenden .Açıldığı yıl itibari ve sanırım halen,Türkiye'nin en yüksek binası.
261 metre yüksekliğinde . Belli bir ücret karşılığı çıkılan seyir terasından İstanbul,
dört bir yönü ile izlenebiliyor.
Muhteşem bir duygu veriyor insana.
Kibrit kutusu gibi evler, oyuncak gibi arabalar karınca misali insanlar...

 
 Taa uzaklarda Prens Adaları görülmekte..
 3.Köprü henüz ortalarda yokmuş..



 Kutu kutu evler:( arasında yeşillik olan yer, Zincirlikuyu.
 Keşmekeşinden ,betonlaşmasından ,kalabalığından ne kadar şikayet edersek edelim, yukarılardan bakınca çok güzel görünüyor İstanbul.
Kuşlar şanslı...
Kuşbakışı İstanbul'un seyrine doyum olmuyor..

Şöyle bir mesajım var:


Tık tık tıkk!!
Duyduk duymadık demeyelim(ben mesela,öncekini geç duydum)
Duyanlar duymayanlara duyursun ,
Bloglarımızı hergün düzenli olarak tutabilmek adına,
sevgili Mari Antrikot  , bir çelinç (meydan okuma) düzenlemiş.
Her gün kendimiz ile ilgili bir şeyler yazacağız.
Herhangi bir şeyler.
Belki bir günlük tarzı belki sevdiğimiz şeyler.
Hiç hoşlanmadıklarımızı da yazabiliriz.Neden olmasın.
Ekim ayının 20 sinde başlıyor Aralık ayının 31'in de bitiyor.
Her ne kadar canım istediği zaman , keyif için yazsam da,
her gün düzenli olarak yazmak ,daha güzel olabilir.
Katılmak isterseniz diye haber vereyim dedim..

Kabaklı tart

 Epey zaman oldu, tariflerime ara vereli. Çocuklar gitti , mutfak mesaisi yarıya indi.
Kendimize ,ancak aşağıdaki gibi hafif  şeyler ,o da ara sıra ,yapıyorum.
 
1 tane yumurta,
1 çorba kaşığı yoğurt,
1,5 su bardağından azıcık fazla un,
yarım paket kadar oda sıcaklığında yağ(Becel kullandım) malzemeler bunlar.

Hamuru hemencecik yoğurup, buz dolabında bir yarım saat dinledirin. Sonra bir fırın kabına
elinizle yayarak ,alt tabanı hazırlayın;


2 yumurta,
1 adet kabak,
biraz beyazpeynir,
1 kuru soğan,
maydanoz, nane, dereotu,tazesoğan .
karabiber, az tuz

Bunlarda iç malzemelerimiz.
Kabağı rendeleyelim, soğanı ufak doğrayalım ,
hepsini karıştırıp hamur tabanın üzerine yayalım.
üzerine biraz zeytinyağ gezdirelim(az)
Doğru fırına , sonuç incecik bir hamur, üzeri hafif bir sebze , yeşillikler, yumurta, peynir yani
gayet lezzetli, doyurucu, besleyici.
Deneyin seveceksiniz..
Tabi yanına çay olacak ,
ince belli bardakta,
iyi demlenmiş...

Günbatımı duyguları..

 ''Sen geçerken sahilden sessizce,
  Gemiler kalkar, yüreğimden gizlice.
..  ''


''Artık demir almak günü gelmişse, zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar, bu limandan..
..  ''


veeee;
''Akşam oldu hüzünlendim ben yine,
Gel mehtabım gel sevgilim gel yine...''

Çatıların üzerinden de olsa Marmara denizinde yılın bu aylarında güneş o kadar güzel ,
o kadar muhteşem o kadar olağanüstü renklerle kavuşuyor ki.
Turuncular, sarılar, fuşyalar,morlar, maviler..Aklınıza gelmeyecek renk tonları. Seyrine doyum olmuyor.
Dün akşam  güneş ,manzarasının önünden geçen şilep ile tam bir görsel şölen oldu.
Böyle bir manzara tabii ki duyguları çoşturup,
biraz da hüzün katıyor  ruha..


Sokak Kedisi Bob



James ,anne ve babasının boşanmasıyla küçük yaşta uyuşturucuya başlamış bir bağımlı ve evsiz.
Hayatını gitarıyla sokaklarda kendi bestelerini çalarak yaptığı müzikle devam ettiriyor.Açlıkla, sefaletle mücadele ederken bir yandan da  uyuşturucudan kurtulmak için kamudan yardım görüyor.
Böyle bir çaresizlik içindeyken Bob çıkıyor karşısına. Akıllı mı akıllı ,sevimli bir sarman kedi.
Bob'un hayatına girmesiyle James ,çok yalnız kaldığını düşündüğü yaşamında bir yol arkadaşına
sahip oluyor .Ailesini ve  yaşamını tekrar kazanmak için yılmadan mücadele ediyor tabii Bob'un desteğiyle.

 (Bu gerçek kahraman James Bowen, yanında da Bob)
(Bob filmde kendisi oynamış, arada dublör kedi de kullanmış tabii:))  )

Film ,gerçek bir hikayeden ve en çok satan kitaplar listesinde yer alan, bir çok ülkede satışa sunulan  ''A Street Cat Named  Bob'' adlı kitapdan  uyarlanmış. Daha önce ''Haciko'' filmini izlemiştim .Bir köpeğin ne kadar sadık olduğu ile ilgiliydi. ''Bob'' da bir kedinin insanın hayatına nasıl güzel değebileceğini anlatması açıcından çok güzel bir film olmuş. Yine sulu gözlerim dayanamadı son sahnelerde.Bir baba oğul sahnesi yapmışlar, duygusaldı çok.
Hafta sonu için güzel bir film seansıydı bizim evde.
Denk gelirseniz izleyin.TV'de Desımart'da gösterimde.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...